Sayfalar

20120515

SULTANA


Arka Kapak
"İnsan hakları konusunda biraz olsun bilinçli kişiler, bu kitabı etkilenerek okuyacaklardır. Bu çok özel öykü, Suudi Arabistan'da çiğnenmekte olan insan haklarıyla, en zengin ailelerde bile erkekler tarafından kadınlara benimsetilen gerçek rolün anlaşılmasını sağlayacaktır. Örnek oluşturacak kadar cesur bir kadının yazıdıklarının etkisi, öykü okunup bittikten sonra uzun süre kalacaktır. Betty Mahmudi Sultana, inanılmaz bir servet içinde dünyaya gelmiş bir Suudi Arabistan prensesidir. Üç kıtada çeşitli mülkleri, özel jeti, paha biçilmez takıları olan bu kadın, aslında altın bir kafes içinde yaşamaktadır. Kendi yaşamını denetleme hakkı bulunmayan Sultana, babasının, kocasının, oğullarının ve ülkesinin tutsağıdır. 13 yaşında evlenmeye zorlanan genç kızlar, boğularak öldürülen, taşlanan, ölünceye kadar penceresiz bir hücrede kapalı tutulan kadınlar vb. başka ülkelerde insan haklarına saldırı olarak nitelendirilirken, bu tür durumlar burada gündelik, sıradan olaylar olarak yaşanmaktadır. Krala yakın soylu bir ailenin üyesi olmasına karşın, ülkesindeki kadınların durumunu açıklamak riskini göze alan Sultana, dini liderler tarafından yakalanıp ölüm cezasına çarptırılma korkusuyla kimliğini saklamak zorundadır. Bu nedenle öyküsünü Batılı bir yazar aktarır ve onun aracılığıyla kara çarşaf ardındaki gerçekleri öğrenmemizi sağlar. Jean Sasson, bir bestseller olan ' Kuveyt Tecavüzü' adlı kitabın yazarıdır. On yıldan uzun bir Süre Suudi Arabistan'da yaşayan yazar, bu süreç içinde Sultana'nın arkadaşı ve sırdaşı olmuştur. Yazar, halen Avrupa, Orta Doğu ve ABD arasında bir yaşam sürmektedir."


Suudi Arabistan'da yaşanan olayları, kadınların toplumdaki yerini (yersizliğini) bir nebze olsun gözler önüne seren bu kitap oldukça sürükleyiciydi. Sultana'nın anlatacaklarını merak ettiğimden kitap  bitene kadar yerimden kımıldayamadım doğrusu. Ayrıca onun yaşantısındaki acıları okurken burkulan kalbim, kendisinin bir prenses olduğunu ve kim bilir toplumun geri kalanında neler yaşandığını hayal edince yerle bir oldu. Müslüman bir ailede doğmuş olmaktan dolayı kendimi şanslı sayarım. Daha da önemlisi Müslüman ülkelerin en güzeli olan Türkiye'de doğmanın bir ayrıcalık ve Allah'ın bir lütfu olduğunu da düşünürüm. Ama bu durum tabi ki dünyanın geri kalanından bihaber olmayı gerektirmiyor. Orta Doğu'nun insanlık dışı toplumsal kuralları ve kendi uydurdukları dini düzenleri insanın içini parçalıyor. Tanıdığım Arap erkeklerinin kadına bakış açısını medeniyetin beşiği ülkelerde bile sezebiliyordum. Fakat bu kitabı okuyunca konunun bakış açısı hatalarından çok daha derin bir trajedi olduğunu fark edebiliyorum. Dünyada öyle acılar var ki; en büyüğü de insanın insana layık gördüğü. Küçücükten beri bu kültürle büyümenin sonucunda mı kadınlara bu muamele yapılıyor? yoksa aslında her erkeğin derinlerinde bir yerde sakladığı ve bu tavrı sergileyecek  çevre şartlarının gerçekleşmesi sonucu ortaya çıkacak gizli yanı var mıdır? Bu soruyu cevaplamaya çalışmaktan oldukça korkuyor ve medeniyete sonsuz kere teşekkür ediyorum.(?!). Medeni yanı oldukça gelişkin bir çok canavarın  yaşamını devam ettirdiğini de unutmuyorum maalesef. İnternette devam kitabının da yazıldığını gördüm. Biraz mola verip okumayı düşünüyorum. Üst üste bana fazla gelecek çünkü.

20120513

UÇURTMA AVCISI

Arka Kapak

"Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur. Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. 

Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz. 

Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor. 

Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü.."



Şu sıralar mutluluk veren kitaplar okuyayım, filmler seyredeyim derken elim nedense hep trajedilere, dramlara gidiyor. Uçurtma Avcısı gerçekten iç parçalayıcı bir içeriğe sahip. Üzerinde yaşadığımız dünyanın utanç dolu, aşağılık tarihini bazen unutabiliyoruz. En çok insanın insana ettiğinden korkar ve hep dilerim; .Allah'ım kimseyi hakkın hukukun olmadığı yerde bırakmasın" İnsanlar çok acılar çekti, en büyük acıları da çocuklar sahiplendi. Belki en büyük suçlar çocuklara karşı işlendi. Hazmetmesi zor bir öyküyü anlatıyor bu kitap. Okumayı bitirdikten sonra kafamı toplamak için zamana ihtiyacım oldu.