Sayfalar

20120427

SULTANI ÖLDÜRMEK


Ahmet Ümit'in yeni romanını kitapçıda görünce oldukça heyecanlandım. Hiç tereddüt etmeden kasaya yöneldim ve aldım. Adından ve kapak resminden anlaşılacağı üzere, Ahmet Ümit bu sefer de Osmanlı ile ilgili bir araştırma yapmış ve bunu da bir cinayetle harmanlamıştı. Zaten romanlarında bayıldığım şey de, hem bir cinayetin sürükleyiciliğini yaşayabiliyorken aynı zamanda da araştırdığı konu hakkında bilgi ediniyor olmak. Oldukça uzun bir roman olmasına rağmen bir çırpıda bitiverdi. İtiraf etmeliyim ki kitabın belli bir yerinden sonra, bu sefer Ahmet Ümit'in başarısız bir roman yazdığından endişelenmiştim. Hatta son dönemde revaçta olan Osmanlı mevzularından pay almak istermişcesine bu konuya giriştiğini bile düşündüm. Belki konu seçiminde konuya güncel ilginin etkisi olmuştur, bilemem. Fakat kitabı yeni bitirdiğim şu an itibariyle yine ve yeniden ayakta alkışlıyorum kendisini. Romanın ismindeki çift anlamlılıktan tutun, tarihteki üstü kapanmış bir olayı önümüze sunması ve cinayetin içine zekice yerleştirmesi yine beni kendine hayran bıraktı. Sen yazmaya devam et ki, biz okurların ağzı tatlansın sevgili Ahmet ÜMİT..

20120412

Su Özledim


20 Nisan gelsin ve bir an önce deniz göreyim istiyorum. Hatta o da kesmeyecek denizi içmek, bitirmek istiyorum. Kumlardan peeling yapmak, çimenleri koklamak..Acaba diyorum, belki bir ihtimal kendimi iskeleden suya "coppp" diye atabilir miyim? Hatta "gümm" diye. Umarım deniz ve hava yeterince sıcak olur. Geçtiğimiz sene deniz tatili yapamadığımdan, bu kadar özledim aslında. Kabul etmek lazım biraz da yaşlanıyorum. Doğaya daha yakın olmak hoşuma gitmeye başladı. Biz uzun tatiller yapamıyoruz malesef. Hep 3-4 güne sıkışmış dinlenmeler bizimki.Tam havaya girmişken geri dönüyoruz. Hep tocam yüzünden. "Workaholic" dedikleri cinsten geliyor. Bense farklı bir ırktan:).Güzel bir harmonimiz var.