Sayfalar

20120117

GİZLİ ANLARIN YOLCUSU


Hatırlamadığım bir nedenden dolayı elim hiç Ayşe Kulin'in kitaplarına gitmiyordu. Sanırım daha önce bir kaç kitabını üstünkörü karıştırıp bu karara varmışımdır. Bir arkadaşımın bu kitabı okuyup nefret ettiğini duyunca, iştahım kabardı ve hemen aldım. Her zamanki gibi kitap okumayı bilmeyen yeni yetme okurlar gibi iki günde; otobüste, durakta, tuvalette, gece yarısı kanepede okuyarak kitabı ezerek bitirdim. Bu huyumu hiç sevmiyorum. Sırf bu huyum yüzünden uzun süre elime kitap sürmeyip bir haftada 4-5 kitabı ziyan ede ede okuyorum. Kısaca kitap okumayı hala bir yaşam biçimi haline getirebilmiş değilim.

Gizli Anların Yolcusu, artık herkesin duyduğu gibi eşcinsel bir ilişkiyi konu alıyor. İnternetten araştırdığım kadarıyla Ayşe Kulin hem konu, hem anlatım, hem de yükselmekte olan bu konudan nemalanma gayretinden dolayı eleştiriler almış. Normalde medyatik kitap okumayı sevmememin nedenlerinden birisi de budur. Benim okurken kafamda canlandırdığım kitap ve olaylar hakkında herkes fikir beyan ettiğinde kitabın beynimde bıraktığı lezzet de tükeniveriyor. Neyse bunları bırakıp kitaba gelelim. Konusunda eşcinsellik barındıran bir kitabı ilk okuyuşum değil. Küçücükken Duygu Asena kitaplarını gizli köşelerde okuyan benim için hayret verici olaylar da geçmiyor kitapta. Hikaye bilindik aslında. Kitap, bir adamın kaybettiği oğluna olan sevgisinin ve yıllardır bastırmak zorunda olduğu ,eşine duyduğu arzusunun birleşimi ile eşcinsel bir delikanlıya duyduğu kaçınılması zor duyguları konu alıyor.

Eşcinsel ilişkilerin yoğunluğunu ve şiddetini hepimiz biliyoruz. İki erkeğin güçlü hormonları durumu bu hale getiriyor. Erkeklerin cinsel arzularını da saplantılı bir duygusal bağlılığa kolayca dönüştürebildikleri  hesaba katılırsa Ayşe Kulin'in anlatımını başarılı bulmadan edemiyorum. Kitabın ilk yarısı, oğullarının ölümünden sonra kendilerini tedavi etmeye çalışan bir ailenin hikayesini ve adamın gerçek hayata geri dönme gayretini gösteriyor. İkinci yarıda tutulduğu bu çılgın "aşk" ağız doldurarak anlatılıyor. Bu kısımların hiç biri beni şaşırtmıyor ama finali oldukça düşündürüyor.  Yaklaşık iki yüz sayfa boyunca varlığından şüphe etmediğimiz o müthiş sevdanın gerçekliğini sorgulatıyor kitap kendi bitiminde.

Homofobik değilim. Fakat hoşlanmıyorum eşcinsellikten. Eşcinsel insanlarla sohbet etmek haz vermiyor. Bu konudaki hikayeleri okumak da rahatsız ediyor. Hele ki küçük yaşta bilinçli bir şekilde zorla ya da özendirilerek  saptırılan oğlan çocuklarının hikayesi kalbimi yerle bir ediyor. Bunlara rağmen kitabın kendine has muhafazakarlığı ve özellikle duygulara yaptığı vurgular nedeniyle kolay okuyabildim. 

2 yorum:

Knock Knock dedi ki...

Hassas bir konuya çok güzel değinmişsin. Kitabı okumadım, ama kitap okuma konusunda yazdıklarına bayıldım!
"Kitabı ezerek okumak" tabiri bana da uyuyor. Bence bütün kitapları düzenli ve sıkıcı olarak değil, ezerek okumalıyız!
:)

Yasemin Iraz KAYA dedi ki...

:))..Belki de yıllardır o yüzden vazgeçmiyoruz bu bağımlılıktan:)