Sayfalar

20100126

Kitap Kitap


Çok hevesle başladım kitaba. Oldukça da merak ettiğim bir konuydu. Ayrıca kaleminin kuvvetli olduğunu duyduğum fakat daha önce okuma şansı elde edemediğim yazarın kendi anılarını kaleme aldığı bir kitabı kaçırmak olmazdı tabii. Yaratıcı üslubu çok güzeldi gerçekten. Fakat kitabın tamamı değil, sonuç kısımları doğum sonrası sendromu ile alakalıydı. Belki benim yanlış tahminim yüzünden tatminsiz kalmışımdır , onu bilemiyorum. Fakat yazarın iç seslerini karakterize ederek onlarla olan diyaloglarını anlattığı kısımları çok uzun, gereksiz detaylı ve ilgi kaybettirici buldum. Beklentilerimi pek de karşılamadı malesef.


Gülse Birsel'in yazdığı kitapları severek okuyorum. Baktım bir tane daha
çıkmış, hemen gözü kapalı aldım. Yavaş yavaş, her gece uyumadan 10 dk. okuyorum. Seviyorum yazılarını. Beni gerçekten güldürüyor. Dinlendiriyor. Zaten kendisini de oldukça zeki ve başarılı buluyorum. Henüz bitmedi ama kefilim kitaplarına..:)

Sinema Sinema

Kutsal Damacana 2: İlkini çok beğenmiştim. İkincisi hayal kırıklığı yarattı bende. Olumsuz yorumlara rağmen gittim. Fakat benim de hoşuma gitmedi. Komik bir şey olsa da gülsem diye geçti seans. Bir iki sahnesi dışında mizah anlayışıma uyduramadım bu filmi.
Ejder Kapanı : Türk polisiye filmlerin artması için heyecan duyan biriyim kesinlikle. En başta bu dalda olduğu için, filme bir artı puan. Kenan İmirzalıoğlu'na "temiz çocuk" rolü oynatmadıkları için bir artı puan daha. Zaten Uğur Yücel ve Kenan İmirzalıoğlu uyumuna bayılıyorum. Film izlenmeye değer. Fakat nolur Amerikan polisiyeleri ile kıyaslayarak beğenmemezlik etmeyin. Kendi başına değerlendirip, başarısını siz de yakalayın:)
Yahşi Batı : Keyifli bir film. Kahkahalara boğulmak için gitmezseniz yaratıcılığı sizi gülümsetecek bir yapım olmuş. Büyük beklentilere gerek yoksa, hoşça zaman geçirilebiliniyor.
Avatar : Gitmeyen kalmış mıdır bilmiyorum. Gerçekten dokunaklı bir hikaye. Irkın doğallığı göz kamaştırıcı. İnsanların avatarları ile beyinsel iletişimi çok derin. Görsellik zaten müthiş. İnsanın kalbine dokunan bir film. Mutlaka görülmeli bence.
Paranormal Activity : Sanırım sinemada gösterilen versiyonunda bazı sahneler kesilmiş. Beni tek korkutabilecek konu üzerine yapılmış bir film. Fakat kesilen sahnelerden midir bilmiyorum ben pek de korkmadım. Bunun üzerinde duruyorum çünkü film, korkutmak konusunda çok iddialıydı. Konu aynı fakat film Türk yapımı olsa sanırım geceleri uyuyamazdım. Çünkü Türk senaristler bu tip filmlerde tüm inanç sistemimizle bize saldırabiliyor..

Sıkıysa Sen Kontrol Et


Bu aralar kendimde farkettiğim bir şey varsa o da çabucak öfkeleniyor olmam. Ne oluyor bilmiyorum ama ufacık şeylere tepem atıyor. Tabii ki aşırı tepkiler vermiyorum. Kendimi kontrol ediyorum. Dışarıdan fena gözükmüyorum ama içimden alevler fışkırıyor. Biraz hissiyatı açık insanlar anlar tabi ama diğerleri fark etmiyor. (Ya da ben öyle sanıyorum). Düşüncesizlikler, aptallıklar, haksızlıklar, utanmazlıklar, kibir, dünyadan haberi olmamazlıklar, cehalet vs. en öfkelendiğim konu başlıkları arasında sayılabilir. Ama yok, sakin olmak lazım. Bilge davranmak lazım. Ama empati ya.. Kurban olayım biraz empati ..

20100114

Taşındık..


Taşındık..Zaten niyetliydik ama sevgili tocam bir Salı aradı. "Ev tamam taşınıyoruz,haftaya Salı kamyon geliyor" dedi. Ah tabi bir de ekledi "ben eşyaları toplama, paketleme işine karışmam, ben sadece taşınmayı organize ederim, diğeri kadın işi". Bu noktada benim bittiğim günler başlamış oldu. .Hmm.. asıl can alıcı nokta da şu ki 29 Aralık'ta taşındık ve yeni evimizde bir de yılbaşı partisi verdik. "İşte ancak toparlanabildim de bilgisayarın başına geçtim" demeyeceğim. Çünkü nasıl toplanırken gecemi gündüzüme kattıysam yerleşirken de aynı kararlılıkla çabucak hallettim işimi. Tek sorun TTnet'in sürekli problem çıkarmasıydı. Telefonla bir türlü çözemedim, sağolsun onlar da bir teknik ekip falan göndermediler. Ben de dün TTnet'i boşadım ve biraz önce gelen ekip Superonline bağlantımızı kurdu. Hemmenn iki satır bir şeyler yazayım dedim. Zaten şikayetler gelmeye başlamış bile:)..