Sayfalar

20090617

Duvar Dekoru-Vinyl Wall Sticker


Beni yakından tanıyanlar çıkartmalara olan düşkünlüğümü bilirler. Bu düşkünlüğüm duvar dekorasyonuna olan ilgim ile birleşince ortaya resimdeki gibi bir çalışma çıktı. Nasıl canlandırmam gerektiğini düşündüğüm büyük bir duvarım vardı ve gelenlerin "yine mi çıkartma?" serzenişlerine maruz kalmamak için duvar çıkartmalarından uzak duruyordum.Ayrıca incelediğim kadarı ile de çok da ağır durmuyorlardı ve aksine sadece çocuk odalarına yakışabilir olduğunu düşünmüştüm.Ama bu Vinyl Wall Sticker'lar farklı.Hem diğerlerine göre fiyatları daha uygun, hem de gayet şık duruyor.Süete yakın bir dokuları var.Ben bunları Cepa-Bauhauss'dan aldım ama internette binbir çeşit satışı sözkonusu.Googlelayarak rahatlıkla bulabilirsiniz.Bazılarının uygulaması çok kolayken bazıları da benimki gibi teker teker yapıştırmanız gereken minik parçalardan oluşuyor.Sadece biraz sabır..Sonuç insanı gerçekten memnun ediyor.Tavsiye ederim:)

20090615

NE GÜZEL KIZSIN SEN AMASTRİS!


Fatih Sultan Mehmet Amasra'yı görür ve sorar; "Lala, lala Çeşm-i Cihan bu mu ola?"
-Cevap veriyorum; "Evet evet evet! Dünyanın gözbebeği burası, Amasra.."

Dört gündür Amasra'daydık.İlk defa gittim ve gerçekten çok beğendim.Gitmeden önce tek beklentim Ankara'ya yakın ve kafa dinleyecek bir yer bulmaktı karşımda.Fakat gördüğüm manzara beni hayrete düşürdü.İnanılmaz bir doğa harikası bu Amasra.Öyle pek de el değmemiş bir mekan,cennetten bir parça sanki.Beş yıldızlı oteller falan yok.Biz en lüks olanlarından birinde kişi başı 50TL'ye kaldık ve o da üç yıldızlıydı.Ama odamızın camlarında mükemmel bir manzara vardı.Burası öyle büyülü bir yer ki en ucuz pansiyonu bile her yerde bulmanın imkansız olduğu bir güzelliğe bakıyor.
Yirmi altı çeşitten fazla malzemenin konulduğu Amasra Salatası,rakı ve balık mutfağının en ünlü ikramlarından.Gittiğimiz her yerde alkol servisi vardı ve mevsimi bile olmamasına rağmen hayatımda yediğim en güzel balıklar buradaydı."Mustafa Amca'nın Yeri "adlı balık restoranını mutlaka tavsiye ediyorum.
Her yerde denize girilebiliyor fakat Amasra'dan Çakraz'a giderken Bozköy Plajı'nda insan kendini gerçekten doğanın parçası hissediyor.Burası hem tenha, hem de ormanla iç içe bir plaj,mutlaka buraya da gidilmeli.
Amasra'dan Bartın yoluna girdiğinizde birkaç km sonra sağda "Bakacak Aile Çay Bahçesi"ni göreceksiniz. Burada enfes bir manzara karşısında mangal yakabilirsiniz. Tabii tüm malzemeleri yanınızda getirmeyi unutmayın.Burada mangal,tabaklar,bardaklar,çatal-bıçaklar,salatanız için sirke,limon,yağ size veriliyor.Gerisi tamamen size ait.
Küçük bir yer olmasına karşın kendisine yetecek kadar gece eğlencesini barındıran bir yer burası. Bizim şansımıza Bora Gencer, Han Bar denen mekana gelmişti ve biz de Cumartesi gecemizi burada geçirdik.Canlı performansının çok iyi olduğunu söyleyebilirim ve konuşmalarından da anladığım kadarıyla sık sık burada sahne alıyormuş.
Amasra halkının Barış Akarsu'ya bağlılığından bahsetmeden edemeyeceğim. Yıllar önce bir müzik yarışmasında birinci olan ve genç yaşında göçüp giden hemşehrilerinin yüzlerce resmini dört bir köşede görünce şaşıracaksınız.Kayıp taze olmamasına rağmen her yerde onunla ilgili bir yazı,bir resim mevcut. Adına bir heykel bile dikilmiş. Evet,Barış kariyerinin başındaydı ve iyi işler yapmaya başlamıştı.Elektriğinin çok olumlu olduğu, katıldığı yarışmada bile belli oluyordu ki zaten halk onu birinci seçti. Biz buralarda henüz fazla yankı duymuyorken Amasra halkı gurur kaynağı olarak seçmiş gözüküyor kendisini. Ve dilerim ki devam eden bu ilgi, Amasra'nın tanıtımı için kullanılan bir yol halini
almış olmasın(..)
Ankara'dan yaklaşık 3 saat mesafede bulunan, ismini bir Pers prensesi olan Amastris'den alan bu cennet parçası; premature turizmiyle, güzel şiveli yerlisiyle,iç gıcıklayıcı iklimiye benden bir 10 puan alıyor..Gitme fırsatı yaratmada ısrarcı olmanız dileklerimle..

20090608

Kariyerli, Bebekli, Jartiyerli, Gri Kadınlar


Geçenlerde kadim dostum (aka) knock knock ile oturmuş güzel bir beyinler ziyafeti çekiyorduk.Tabii biraz daha büyümenin etkisiyle artık sohbetlerimizde kahkahalar uçuşup duruyor.Yani üniversite yıllarındaki dünyayı anlama ciddi çabası yerini değişik bir dinginliğe ve bilgeliğe de bırakmış tabi.Malum ikimiz de yeni evliyiz ve toplum bize bebek yapma zamanımız için "modern ve özgürlükçü" davranıyor henüz.Bizi salıveriyor, teneffüs etsin birazcık çocuklar edası ile henüz baskılarına başlamıyor.Biz de özgürlüğün verdiği huzurla bebeklemek mi bebeklememek mi sorusuna cevap arıyoruz oturmuş.Bir önceki posttaki reklam konu oluveriyor birden.Aslına bakarsanız bebek sahibi olmayı konuşurken knock knock birden hayır önce bir kariyeri toparlamak lazım diyor.Ben de her zamanki gelenekselliğimle "bebek kısmeti ile gelir" edalı cevaplar veriyorum tabi.Ama merak ediyorum ve irdeleyince ortaya çıkıyor ki sevgili dostum bu korunan kadin reklamlarından öyle endişeye kapılmış ki bebek sahibi olmanın bir anda reklamdaki gibi dünyayı gri hale getireceği duygusunu yaşıyor.Tabii dakikalarca güldük.Hatta bebek sahibi olmayı düşünenlerin cinsiyeti belirlemesi için hazırlanmış çok eski ve fakat bilimsellik kazanmamış bir Çin takviminden de söz etti.Googlelayarak buldum buraya da koymak istedim ama dediğim gibi bilimsel bir temele dayanmamakla birlikte bulduğum takvimin yıllar önce hazırlanmış aslı ile uyuşup uyuşmadığı konusunda da bilgim yok.Sadece Knock Knock'ın annesinin iki denemesinde de toplamda %100 başarıya ulaştığı bir rassal sonuç var elimizde:) Takvime buradan ulaşabilirsiniz.

Bu kariyer meselesi,bu bebek meselesi, bu jartiyer meselesi..Üniversite yıllarımızda kariyer de yaparız bebek de sloganlarının yeni ve sosyal bir dayatma olduğunu destekleyen sohbetlerimiz dün gibi,bugün gibi.Toplumun kadının omuzlarına bu kadar binmeye çalışması belki de kadının "özgürüm,kariyerliyim" sanıları içinde, yine ve hala, modern çağ uyarlaması bir dil ile afyonlanıyor olmasıdır!? Peki kadın bu kadar stres yüklü bir yaşam tarzında o müptelası olduğunuz dinginliğini,rahatlatıcılığını,derinliğini,kokusunu,yumuşaklığını nasıl koruyacak beyler? Hem kariyer,hem bebek,hem jartiyer..Yapabilenlere buradan sevgiler:)..

Planlamadığımız Bir Anda Hamile Kalmak!?

"Planlamadığımız bir anda hamile kalmak tüm geleceğimizi elimizden alabilir , yılda en az bir kez kadın doğum doktorunuza gidin, Modern doğum kontrol yöntemlerini öğrenin." diye devam eden Türkiye Aile Planlaması Derneği'nin reklamlarını görmeyen yoktur.Reklamı görür görmez çok memnun oldum.Türkiye artık devekuşçuluk yapmıyor,gerçek sorunlara doğru çözümler getirmeye çalışıyor diye düşündüm.Artık reaktif değil proaktifiz dedim (thanks God!).Ki bence bundan çok da uzak olmayan yıllar önce bir öğrencinin hamile kalma olasılığını dile getiren bir reklamı,teşvik edici niteliktedir diyip yasaklarlardı bile.Bugün Amerika'da bu kampanyaların binlercesi yapılıyor. Geçenlerde Oprah Winfrey Show'da izlediğime göre Amerika'da her 3 kadından 1'i 20 yaşından önce gebe kalıyormuş vs. vs. Etrafta tabii ki bizim kampanyaya eleştiriler okuyorum. Yine ataerkilliğe hizmet ediliyor, gebelikten korunmayı kadınlara yüklüyor deniyor. Ama hiçbir şey yapmamaktan iyi değil midir sizce de??. Gebelik kadın vücudunda gelişiyor,doğumla sonlanan gebelikler de, operasyonla sonlandırılan gebelikler de kadın vücudunu derinden etkilerken beylerin ise belki cebini ve duygularını etkiliyor. Dolayısıyla onlar bu sarsıntılara bayanlar kadar hassas yaklaşmada zorlanıyorsa bari vücutlarımızı biz koruyalım değil mi? Ya da "adaletsizlik ama bu" diyip 18 yaşından başlayarak 45 yaşına kadar 2 senede bir çocuk mu doğursak?

20090607

Gezi; ODTÜ Eymir Gölü Tesisi




Bugün çok güzeldi gerçekten.Uzun zamandır bu kadar rahatlatıcı bir gün geçirmemiştim. İlk defa Odtü Eymir Gölü tesislerinde bir gün geçirdim.Ankara'daki küçük ve gizli bir cennet diyebileceğim kadar huzurlu bir yer Eymir Gölü Tesisleri.Şimdiye kadar bu mekana karşı bu kadar kayıtsız kalarak ayıp etmişiz doğrusu. Sevgili eşim ve ben Ankara merkeze bu kadar yakın ama Ankara'dan bir o kadar uzak bu yere tabiri caiz ise "dadanacağız". Üyelik sistemi ile çalışan merkeze üye olmayan araçlar alınmıyor (biz biraz yalvararak girdik) fakat park yerinden yürüme mesafesi çok da uzun değil.Hem hoş bir restoranı ve bir kaç adet de büfesi var.Gölün kenarında birçok minder var ve insanlar kendilerini doğanın kucağına teslim ederek güzel bir gün geçiriyorlar.Her şeyden güzeli de gölde binebilmeniz için su bisikleti ve kayık kiralayabilmeniz.Biz de 1 saat boyunca kayık kiralayarak gezdik.İnanılmaz güzel bir deneyimdi. Ankara'lılar için kesin anlam taşıyacağına eminim yazdıklarımın.Siz de bu fırsatı kaçırıyorsanız haftaya toplayın her şeyi ve düşünmeden Eymir'in yolunu tutun derim.

20090606

Kitap; Bab-ı Esrar


Bir Ahmet Ümit şaheseri daha..İnanılmaz sürükleyici bir kitap olmasına karşın bana göre bir süre elimde fazla kalmasına rağmen yine de keşke bitmesin dediğim bir serüvendi bu seferki. Daha önce Ahmet Ümit okuma şansı edinemeyenlere gözüm kapalı önerdiğim bir yazardır kendisi. Sürükleyici ve zekice anlatımı ve de en önemlisi romanlarının geçtiği bölgelerin kültürel,sosyal,tarihsel bilgileri ile okuyucuyu doldurması bende çok büyük hayranlık uyandırıyor. Evet ;Ahmet Ümit'in bu kitabında da olduğu gibi tüm kitaplarını ısırarak yemek ve midemde güzelce sindirmek gibi telaşlı bir his her defasında benim içimde uyanıyor.
Şimdiye kadar hiçbir fikir sahibi olmadığım Mevlana,Konya,Şems cinayeti gibi başlıklarla kitap sayesinde kendimi doldurduğum bilgileri Elif Şafak'ın "Aşk"ı ile perçinlesem mi yoksa dilimdeki bu müthiş tadın keyfini mi çıkarsam henüz karar vermedim...Ama çok mutluyum; iyi ki okudum seni..