Sayfalar

20090521

BİR TELEVİZON, BİR SİNEMA

Bir heves blog açıp da sonra haftalarca bir şey yazmamak tam da bana göre bir şey aslında:).. Bugün evde pinekleyip durdum ve saat 16:30 itibariyle bir şeyler tuşlamaya karar verdim.Şu an evin her odasında benim toplamamı bekleyen bir sürü eşya,çöp vs. var ama tüm gün ve hala yaptığım tek şey halının üzerinde yatıp televizyon seyretmek..Hem de televizyonla aramda 4 değil sadece ve sadece 1 metre mesafe varken:) Saatler ne kadar da çabuk geçiyor boş oturunca.Oysa çalışırken akşam olmak bilmezdi. Bir de bankacılar bilir ki o meslekte akşam kaçta şubeden çıkacağına dair en ufak bir fikrin yoktur.Firmalar, teklifler, telefonlar, çekler vs. vs. vs..O yüzden gün sanki daha da uzar durur.Neyse tocim geç gelecekmiş, yemeğe gidecekmiş ve ben de her zamanki gibi "ben geliyorum "diye telefon ettiğinde Speedy Gonzalez olup her yeri 10 dk içinde toplarım yine;)

Sabahtan beri ComedyMax ve DiziMax izleyip durdum. Belli dizilerim var ne zaman olsa izleyebilirim. Mesela According To Jim, Everybody Loves Raymond, The Cosby Show, Pshyc,NCIS, Without A Trace...En çok da According To Jim'den keyif alıyorum. İzlemeyenler için biraz konusundan bahsedeyim; Jim (James Belushi),bir banliyöde yaşayan, kaba, sevecen , eğlenmeye, yemeğe düşkün ve karısına aşık bir babadır. Cheryl adında güzel,akıllı ve özverili bir bayanla evlidir ve iki kızı bir oğlu vardır: Gracie, Ruby ve Kyle. Büyük,buzdolabı tıka basa dolu:),tipik bir Amerikan banliyö evinde yaşamaktadırlar. Jim kayın biraderi ile beraber bir inşaat şirketinde çalışmaktadır ve birbirleri ile takılmaktan çok zevk almaktadırlar. Bunun yanında Jim, baldızı Dana ile asla geçinememektedir.Her bölümde farklı şeyler yaşanan bu dizide sanki kendimi buluyorum.Çünkü gerçekten kocaman bir aileler,komikler ve çok sıcaklar. Bu dizi Amerika'da aslında 2001 yılında yayına girdi ve yanlış bilmiyorsam 6 sezondan fazla çekildi ve 2008'e kadar sürdü. Evde boş vaktiniz varsa ve televizyonda diziyi görürseniz sakın kaçırmayın derim.Herkesin kendinden bir parça bulacağını düşünüyorum.





Geçen Cuma evde canım sıkılınca kendime bir sinema seyri ısmarlamaya karar verdim ve doğru CEPA'nın yolunu tuttum. Ankara'lılar bilirler Cepa Eskişehir yolunda bulunan yeni alışveriş merkezlerinden biridir. Canım duygusal-komik-kızsal bir filme gitmek istiyordu doğrusu ve bir de baktım ki "Erkekler Ne Söyler, Kadınlar Ne Anlar" adlı bir film gösterimde. Gözlerim parladı ve hemen bilet aldım. Bir de bu film haftanın filmi olduğundan sadece 5TL'ye izleniyormuş. Bu uygulamayı ilk defa gördüm işime de geldi. Filmin içeriğinden tabiiki bahsetmeyeceğim (hala vizyonda olduğundan) fakat herkesin -özellikle bayanların- kendinden,çevresinden bir şeyler bulabileceğine ve bu filmin belki de esin kaynağı olabileceğine şüphem yok. Bazen kız arkadaşımın onu terk eden sevgilisinin sadece ve sadece hatta basitçe "onu artık istemediğinden" terk ettiğini bilsem de bunu bu şekilde söylemiyorum. Aslında gerçekleri insanlara farkettirmeye bayılsam da aklıma "ya bu hikaye farklıysa? ya çocuk sevgili kız arkadaşıma muhteşem bir aşkla dönüp evlenme teklif ederse? ben de "çocuk seni istemiyor işte anla" diyerek bu sürece olumsuz etki edersem?" diye düşünmekten vazgeçemediğim için fikrimi kendime saklamayı tercih ediyorum..İşte bu filim tam da aslında bu durumlarda erkeğin basitçe ve sade bir şekilde kadını istemediğini fakat kadının kendi durumunu bir "istisna" görerek boşa vakit harcadığını (ya da aslında evet istisna mı olduğunu?!:)) anlatıyor..Benim gibi duygusal komedilerden hoşlanıyorsanız, insan davranışlarındaki kodları çözmeyi kendinize iş edinmiş biri iseniz bu filmi kesinlikle tavsiye ederim..Ben cidden keyif aldım.